Son 80 yılın özeti
Banu Avar, Attila İlhan, Aziz Nesin, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu, Necati Doğru, Melih Aşık, Yılmaz Özdil, Yılmaz Dikbaş, Arslan Bulut, Ahmet Taner Kışlalı, Nihat Genç, Yalçın Küçük, Erdem Atay, Sabahattin Önkibar, Can Ataklı, Fatih Altaylı gibi insanlar siyasal, ekonomik, tarihsel gerçekleri dile getirme noktasında kıymetli kişiler olarak karşımızda durmaktadır.
1945 yılından bu yana Patagonya’da ABD sevgisi hiç azalmadı. En sağdan en sola tüm siyasal yapılarda Amerika sevgisi/kulluğu yükselerek devam etti.
Toplumun önde gelenlerinin (bürokrasi, askeriye, burjuvazi, oligarşi, feodal beyler vb.) çocuklarının yüzde 90’ı ABD, İngiltere, Fransa, İtalya gibi ülkelerin okullarından mezun oldu.
Kanaat önderi, siyasal lider, sanayici, medya ünlüsü olarak bilinen kişilerin yüzde 90’ı Mason, Rotary, Lions, Bilderberg gibi Yahudilerin kontrolünde olan derneklere/örgütlere üye oldular.
1945’ten 1950’ye kadar ülkenin yönetiminde bulunan İsmet İnönü ve CHP’nin vekilleri akıl almaz, izan kabul etmez derecede ABD hayranlığına kapıldılar.
1950-60 arası ülkenin yönetiminde Ali Adnan Ertekin (Adnan Menderes) söz sahibi oldu. İzmir Amerikan Koleji ve İsviçre Lozan Üniversitesi mezunu, Aydınlı toprak ağasının bireyi olan bu zat dibine kadar ABD hayranı ve bağlısı idi. Planlı ekonomiyi boş verdi. Sürekli olarak dışarıdan yeni borçlar aldı. TL’nin değerinin anormal derecede düşmesine sebep oldu. Batmasına/erimesine yakın yıllarda ABD’nin rakibi Rusya ile ticari-ekonomik ilişkileri artırmaya çalıştığı için Amerikan/İngiliz kulu askerler tarafından devrildi.
27 Mayıs 1960 darbesi Atatürkçü (Kemalist) görünümlü idi ama gerçekte bu tam bir aldatmacaydı.
Darbeden sonra ordu içindeki gerçek Atatürkçü 5-70 bin subay emekli edilip yerlerine ABD seviciler konuldu.
Haydut devlet ABD, 1952’den sonra NATO’ya dahil olan ordunun yüzde 97’sini kendi emir-komutası altına aldı. “Bağımsızlık, ulusal değerler, yerli silah sanayii, üretim, bilim, akıl” diyen askerlerin tümü tasfiye edildi.
1960-1970 arasında iktidara gelen CHP, AP gibi partiler ABD yanlısı ordunun vesayetinden kurtulup bağımsız hareket edemediler.
ABD sevici askerler 1970’te yeniden hafif tonlu bir darbe yaptılar. Nihat Erim adlı asker yanlısı, beyaz Türklerin ferdi, Paris Hukuk mezunu zat başbakan yapıldı. Deniz Gezmiş ve arkadaşları onun yönetimi döneminde idam edildi…
1974 yılında Ecevit - Erbakan koalisyonu “Kıbrıs Barış Harekâtını” yaparak, Rumların zulmüne maruz kalan Türkleri huzura kavuşturdu. (5 yıl KKTC’de çalıştım. Kıbrıs gerçeklerini iyi seviyede biliyorum.)
Emperyalist ABD ve onun kuyrukçusu İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda, İsveç, Kanada vb. gibi ülkeler ekonomik, siyasal krizi başlattılar. Piyasada mal kalmadı. Her şey karaborsa oldu. Yağ, şeker, çay, yakıt, elektrik vb. bulunamaz oldu. Devlet 70 Cent’e muhtaç hale geldi. CIA / Gladyo sağ-sol örgütleri politik ve teçhizat bakımdan besleyip araziye sürdü. Her gün ortalama 20 kişi terör nedeniyle öldürüldü…
12 Eylül 1980’de ABD sevici askerler yönetime tekrar el koydu. Demokrasi yok edildi. ABD ne derse yapılmaya başlandı.
1983 yılında ABD destekli, Nakşibendi tarikatının Halidi kolunun üyesi olan Amerika sevici Turgut Özal yönetime getirildi. İç Pazar yabancılara tamamen açıldı. Toplum lüks tüketime itildi. Her türlü lüks ithal ürün rafları doldurdu. Madenler, yerli şirketler, KİT’ler birer birer yabancılara satıldı. En değerli tarım arazileri yağmalandı.
Özal, 90’lara gelindiğinde ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın göz diktiği yeni ortaya çıkan Orta Asya Türk devletleriyle ekonomik, kültürel, ticari ilişkileri artırma yoluna girişince tasfiye edildi. Büyük hırsızlar ballı lokmaların sadece kendi midelerine gitmesini istiyordu.
1990-2000 yılları arası yalpalama, Ermeni terör örgütünün (ASALA) yerine piyasaya sürülen PKK’nın eylemleri, ekonomik krizler (1994), banka iflasları, yolsuzluklar, kamu mallarının çürütülmesi, emeklilik süresinin 20 yıla düşürülmesi gibi dramatik işlerle heba olup gitti.
90’lı yılların sonunda Ecevit-Yılmaz-Bahçeli koalisyonu kuruldu. ABD Irak’ı işgal edebilmek için Türkiye’nin de rol almasını istedi. Ecevit “Irak’ın üçte biri Türk” diyerek işgale destekçi olmadı. Bunun sonucunda 2001 yılında döviz 1 ayda 3 kat arttı. Gecelik faizler yüzde 7 binlere fırladı, borsa 20 binlerden 6 binlere indi. Halk yarı yarıya fakirleşti.
2 binlerin başından bu yana da “Nakşibendi tarikatının Halidi kolunun” üyelerinin çoğunlukta olduğu AKP iktidarını yaşıyoruz…
ABD son 25 yılda planlarından hiç vaz geçmedi.
Ortadoğu’da kukla bir Kürdistan kurmak istiyor. Bunun için Irak, Suriye, İran ve Türkiye’deki Kürtler kışkırtılmakta.
Türkiye’nin parçalanması için 1970’larda kurulan PKK adlı yapının üyeleri şu anda ABD ile beraber hareket ediyorlar. Bunların tepe yöneticilerinin yüzde 90’ı Kürt değil. Kürt görünümlü Pakraduni Ermenileridir. Pakraduni Ermenisi olarak görünen kişilerin aslı Yahudidir. Yani bunlar 3 kimliklidir. En alta Yahudidirler. Sonra yalandan Hristiyan olmuşlardır. 1915’ten sonra da tehcirden kurtulmak için Kürt kimliğine bürünmüşlerdir. Geniş bilgi için şu kitaba da bakabilirsiniz: “Maşalar ve Piyonlar - PKK İçindeki Gizli Ermeni Örgütlenmesi - Vedat Yenerer.”
ABD ülkemizdeki nadir toprak elementlerini, toryumu, boru, su kaynaklarını, petrol nakil hatlarını, değerli tarım arazilerini elimizden almak istiyor. Bunun için hainleri, ajanları, devşirilmiş yapıları, tarikatleri, cemaatleri kullanıyor. Ülkede hukuk ile başı derde giren tüm tarikat ağaları ilk fırsatta ABD’ye göç ediyor.
Uzun yazıları okuyan çok az olduğu için konuyu burada donduruyorum.
Ali Özdemir
Eğitimci-Yazar
0505 220 83 85
[email protected]
erdemyayinevi.github.io
30.06.2026































