SON DAKİKA

DEPREM BÖLGESİNDE GÖREV YAPAN BOLU BELEDİYESİ İTFAİYE EKİBİ YAŞADIKLARINI ANLATTI

Deprem bölgesinde görev yapan Bolu Belediyesi İtfaiye ekibi yaşadıklarını anlattı

DEPREM BÖLGESİNDE GÖREV YAPAN BOLU BELEDİYESİ İTFAİYE EKİBİ YAŞADIKLARINI ANLATTI
A- A+
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit

İtfaiye çavuşu Sercan Subay
Bir ilçe olsa veya bir il olsa, dar bir alanda olmuş olsa illaki yetişilirdi ama o kadar büyük bir yıkım var ki kısa sürede oraya ve kişilere ulaşmak neredeyse imkansızdı
İtfaiye başşoförü İlhami Özer
8 kişilik aileden 2 çocuk kalmıştı. Biri 10, diğeri 15 yaşında. Ablası kardeşini kesinlikle uyutmamış. Diğerlerinin öldüğünü biliyor ama kardeşi bilmiyor. Ulaştığımızda 10 yaşındaki çocuk 'Ablam beni uyutmadı' diye bize şikayet ediyordu
"Asrın felaketi" olarak nitelenen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Adana ve Hatay'da arama kurtarma çalışmalarına katılan Bolu Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ekibi, Bolu'ya döndü.
Bolu Belediyesi İtfaiye Müdürlüğüne bağlı 5 kişilik ekip, depremin yaşandığı 6 Şubat sabahı Bolu'dan yola çıkarak önce Adana, daha sonra da Hatay'da arama kurtarma çalışmalarına katıldı.
Hatay'da, Düzce Arama ve Kurtarma Ekibi (DAKE), Gerede Belediyesi ve Yeniçağa Belediyesi ekipleri ile koordineli çalışan ekip, Bolu'ya döndü.
İtfaiye Çavuşu Sercan Subay, AA muhabirine, Hatay'a girdiklerinde büyük bir yıkımla karşılaştıklarını belirterek, "Aciz ve zavallı kaldık. Öyle bir yıkım vardı ki anlatılacak bir durum değil. Daha önce depremler gördük ama bunun gibisini hiçbirimiz görmedik. İnanılmaz bir yıkım vardı. Elimiz kolumuz bağlı kaldık. Yetersiz kaldık. Bir ilçe olsa veya bir il olsa, dar bir alanda olmuş olsa illaki yetişilirdi ama o kadar büyük bir yıkım var ki kısa sürede oraya ve kişilere ulaşmak neredeyse imkansızdı." ifadelerini kullandı.
Hatay'da yoğun olarak Ürgen Paşa Mahallesi'ndeki arama kurtarma çalışmalarına katıldıklarını söyleyen Subay, şöyle konuştu:

"Çarşamba günü saat 16.00 sıralarında bir ses alındığı söylendi. Oraya vardığımızda çocuk ve annesinin sağ olduğunu teyit ettik. 5 katlı bir binaydı orası. Hatta değerlendirme yaparken artçı deprem oldu biraz uzaklaştık. Artık cesaret mi diyelim, insanı kurtarma içgüdüsü mü diyelim? Elimizden geleni yaparak yaklaşık 1,5 saat sonra önce bebeği kurtardık ardından annesini çıkarttık. İlk yaşadığımız haz, mutluluk duygusu, o 3-4 aylık bebeği oradan çıkarıp da elimize, avucumuza alıp 112'ye teslim etmek. Bu hazların en büyüğüydü. Her canlı için böyle ama bebek olduğu zaman, çocuk olduğu zaman insan daha mutlu, daha keyifli oluyor. Bunu anlatmak imkansız."
Subay, enkaz altından çıkarttıkları her canlı için hüzünle karışık mutluluk yaşadıklarını belirterek, "Bizim dokunduğumuz, elimizle tırnaklarımızla kazıyarak çıkarttığımız net 5 kişi var ama yardım ettiğimiz ekiplerle beraber toplam 16 kişiyi enkazdan sağ çıkarttık." dedi.


 "BÖYLE BİR FELAKET GÖRÜLMEMİŞTİR"
Ekip arkadaşlarıyla arama kurtarma çalışmalarında görev alan itfaiye başşoförü İlhami Özer de Hatay'daki manzaranın kendisini çok etkilediğini dile getirerek, "Böyle bir felaket görülmemiştir. O yolların yarıldığını, binaların temelle beraber geriye yattığını gördüm. Sesler duyuluyor, feryatlar duyuluyor. Çok büyük bir acıydı bizim için ama bizim metanetimizi koruyup hızlı bir şekilde canlı insanlara ulaşmamız lazımdı." ifadesini kullandı.
Özer, 32 yaşındaki İngilizce öğretmenini kurtarma anlarını anlatarak, "Yatakla kalorifer peteği arasına sıkışmış. Biz ona müdahale ederken sürekli deprem oluyordu. Enkazda çalışma yaparken, binanın çatırdaması, tozların dökülmesinden depremleri hissediyorduk. Onu çıkartırken de deprem oldu. Kadın, 'Beni burada bırakmayacaksınız değil mi?' dedi. Biz de 'Kesinlikle seni burada bırakmayacağız. Seni buradan almadan çıkmayacağız.' dedik. Korku oluyor ama orada bir canlı var. O canlıyı çıkartmadan da biz orayı terk etmedik." şeklinde konuştu.
Kurtardıkları iki kız kardeşten küçüğünün ablasını kendilerine şikayet ettiğini de anlatan Özer, şunları kaydetti:"4-5 katlı bir bina vardı, 2 katı çökmüştü evin içinden müdahale ettik. Oradaki çocuğun kafası kanepenin altına sıkışmış. 8 kişilik aileden 2 çocuk kalmıştı. Biri 10, diğeri 15 yaşında. Ablası kardeşini kesinlikle uyutmamış. Diğerlerinin öldüğünü biliyor ama kardeşi bilmiyor. Ulaştığımızda 10 yaşındaki çocuk 'Ablam beni uyutmadı.' diye bize şikayet ediyordu. O şekilde hayatta kalmışlar ama bunlar buruk sevinçler."

Reklam

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •