Adil Zorlu

ÜÇ AYLAR VE REGAİB

ÜÇ AYLAR VE REGAİB
A- A+

Allah’ın zamanlar içinde mukaddes kıldıklarında biri de; üç aylar diye bilinen “Receb, Şaban ve Ramazan” aylarıdır.

Üç ayların gelişi, yeniden derin bir tefekkürün, esaslı bir murakabenin ve kapsamlı bir nefis muhasebesinin yapılması için mühim bir fırsattır. Dünya menfaati, makam endişesi, nefsanî arzuların tesiri, mal hırsı, moda haline gelen körü körüne taklitler ve benzeri olumsuzluklar birçok insanı etkilemektedir. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, insanların dini hassasiyetleri azalmış, menfaat kaygısı ve dünyevileşme hırsı dinî değerlerin üstüne çıkmıştır…

Allah’ın zamanlar içinde mukaddes kıldıklarında biri de; üç aylar diye bilinen “Receb, Şaban ve Ramazan” aylarıdır

Receb kötülüklerden kesilme, Şaban taate yöneliş, Ramazan ilahi keremi bekleme mevsimidir.

Kur’an Peygamber (s.a.)’e bu  gece inmeye başlamış, Peygamberimiz de onu gece yaşayarak âbid, gündüz de yiğit olmuştur. Üçü de âşıkı ve maşuku durumundadırlar.

Müminlerin yolu Kur’an, Hz. Peygamber ve gece üçlüsüyle tanışmak, sevişmek ve kucaklaşmak olmalıdır. Ki bu ermenin ve olmanın da yoludur. İşte “üç aylar” ile verilmek istenen asıl mesaj budur.

Mübarek üç aylar içinde kutlanan gecelerimizde her mümin, içinden yükselen şu sesi cevaplamakla işe başlamalıdır:

– Ben neyim?

– Niçin bu âleme gönderildim?

– Yaratılış gayem nedir?

– İnsan, sınırlı süreyi doldurunca niçin bu âlemi terk eder ve nereye gider?

– Günah nedir?

– Sevap nedir?

– Tevbe nedir ve nasıl yapılır bizlere neler emrediyor?

Üçaylar muhasebe zamanıdır. Üç aylar, kendimizi denetleme, değerlendirme bakımından çok önemlidir. Bir kere daha geçmişimizin muhasebesini yapıp, geleceğe hazırlıklı olmanın tedbirlerim almalı ve sormalıyız:

– Allah’ı seviyorum diyorsun, kulluk vazifeni yapabiliyor musun?

– Peygamberi seviyorum diyorsun, onun sünnetine uygun yaşayabiliyor musun?

– Kitabım Kur’an’dır diyorsun, onun emirlerine sarılıp yasaklarından kaçınıyor musun?

– Allah’ın nimetlerini yiyorsun, şükrünü edâ edebiliyor musun?

– Şeytanın düşmanın sen de biliyorsun. Ona karşı koyabiliyor musun?

– Cennet haktır diyorsun ve inanıyorsun. Ona lâyık neyin var?

– Cehennemden kurtulmak için kötülüklerden uzak durabiliyor musun?

– Ölümün hak olduğunda da şüphen yok. Şu an ölüme hazır mısın?

– Kendi suçlarını düzeltmek yerine başkalarının ayıplarıyla neden uğraşıyorsun?

– Geçen yılın bu mübarek günlerinde beraber olduğun halde, şu anda göremediğin eşin, dostun, akraba ve arkadaşlarını düşünüp kendine çekidüzen verebiliyor musun?

– Hep kendin için çalıştın, durdun. Bugüne kadar Allah için ne yaptın? Kaç yetimin başını okşadın, karnını doyurdun, üstünü giydirdin? Senden sonra insanlığa hizmet edecek, malından, ilminden, neslinden ve örnek ahlâkından bir evlât yetiştirebildin mi? İnsanlık hizmeti adına neler ürettin?

Evet, bütün bunları kendimize sorup bir durum değerlendirmesi yapmak, bu mübarek günlerin, gecelerin ve ayların şuuruna varmak demektir. Her an günah lekeleriyle kirlenen dudakları duaya, gönülleri dergâha yöneltmek için verilmiş olan büyük bir fırsattır. İnsanların hayat defterine hayırların kaydedilmesine, hataların affedilmesine, sevapların verilmesine vesile teşkil eden bir nimettir.vesselam..

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Adil Zorlu yazıları